Profesör Doktor Serdar Sevimli ” Ameliyatsız kapak değişimi , kardiyolojide çığır açan yöntemlerden biri. Biz de 10 yıldır 11 yıldır  ameliyatın riskli olduğu hasta gruplarında ameliyatsız olarak kalp kapak değişim yapıyoruz ”

Kendinizden  ve yaptığınız çalışmalardan    bahseder misiniz?

Ben Erzurum Atatürk Üniversitesi tıp fakültesi kardiyoloji anabilim dalında öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Yaklaşık 22 yıldır kardiyolojide, asistanlığımda dahil olmak üzere tıp fakültesi eğitimimi de Atatürk Üniversitesi’nde tamamladım. Yani tamamen Atatürk Üniversitesi menşeili bir öğretim üyesiyim yaklaşık altı yıldır da profesör olarak klinikte görev yapmaktayım.Özellikle benim ilgilendiğim alan girişimsel kardiyoloji.

Kardiyoloji  teriminden tam olarak ne anlamalıyız?

Kardiyoloji kalp ile ilgilenen bir bilim dalı. Ancak kalpten bahsederken damarları  ayrı tutmak neredeyse olanaksız. Damarlar aynı sistemin bir parçası, çünkü kalp vücudun ihtiyacı olan kanı, damarlar vasıtasıyla vücuttaki dokulara organlara taşır. Bu yüzden kalp damar hastalıkları olarak alınmaktadır.

Kardiyolojideki teknolojik gelişmeler hakkında neler söylemek istersiniz?

1960 larda açık kalp pompa sistemi, yani bypass sisteminin keşfinden sonra hem kardiyoloji de hem de kalp damar cerrahisinde hızlı bir ilerleme sürecine girilmiştir. Tabi daha önceden  kardiyak kateterizasyonun başlaması, yani damarlar yoluyla kalbe gidilerek basınçların ölçülebilirliğini keşfedebilmesi,  1974 yılında ilk kez kalp damarına balon uygulamasının yapılması, ondan sonra 1985 yılında stentlerin yaygın kullanıma girmesi. 2000 li yıllarda stent teknolojisinin gelişmiş  ve perkütan dediğimiz  damardan girerek yapılmaya başlanmıştır. 1974’te ilk balon anjiyoplasti uygulaması yapıldıktan sonra günümüzde artık daralma olasılığı çok az olan stantlar ve bu işlemler çok hızlı bir şekilde çok güvenli yaygın olarak bir çok merkezde gerçekleştirilebilen  döneme kadar geldi. Yine  girişimsel kardiyoloji de perkutan kapak uygulamaları üzerinden 18 yıl geçmiş. Ameliyatsız kapak değişimi , kardiyolojide çığır açan yöntemlerden biri. Biz de 10 yıldır 11 yıldır bu işlemi gerçekleştiriyoruz. Ameliyatın riskli olduğu hasta gruplarında ameliyatsız olarak kalp kapak değişim yapıyoruz.

Bu mesleğe başladığımızdan beri teknolojide yaşadığınız değişiklikler sizlerin bu teknolojideki yaşanan değişikliklerle ilgili deneyimleriniz neler?

Ben 98 yılında asistan olarak başladım kardiyolojiye. O zaman   stent uygulamaları çok yaygın değildi. Evet vardı ama tabiri caiz ise törenle yapılırdı. Kalp krizlerinde daha çok pıhtı eritici ilaçlar uygulanırdı. Bu gün kalp krizi geldikten sonra hastaları on 15 dakika içerisinde hemen o tıkalı damarı pıhtı çözücü ilaçlar açmak yerine, direk damara vererek, balon yapıp stent uygulayarak çok kısa sürede damarı açıyoruz. Ben bu sürece tanık oldum yaklaşık 22 yıl içerisinde gerçekleşti. Kalp krizinin yaygınlığı dikkate alınınca, bu tedaviler,  hastalardaki ölüm oranını azalttı

Dünya genelinde düşündüğünüz zaman bu tedaviler ile  bir yıl içerisinde milyonlarca insanın yaşamı kurtuluyor, bu inanılmaz bir gelişme. Benzer şekilde,  önceden kalp deliği olan hastalarda (eskiden vardı kalbi delikmiş derlerdi) şimdi  bunları çok kolay bir şekilde ameliyatsız yöntemlerle de tedavi edebiliyoruz. Sadece ameliyatsız yöntemle tedavi ediyoruz demiyoruz,  uygun olanlarını ameliyatsız yöntemlerle aynı kalbin içerisindeki delikleri cihazlar yerleştirerek kapatıyoruz. kalp kapaklarına balonlar yapıyoruz. Önceden belki de ameliyat şansı olmayan hastalara, sağlık teknolojilerindeki gelişmeler  sayesinde bir şans veriyoruz. Mesela önceden çok yaşlı hastalarda kalp kama kapakları dar olduğu zaman aort darlığı olan dediğimiz hastalar diyordu ki bu hastalar ameliyatı olma son on yıl içerisindeki ortaya çıkan gelişmelerle, şu anda onlara ameliyatsız kalp kapağı ameliyatı uyguluyoruz aort kapak için ve çok yakında diğer kalp kapaklarında da bu işlem başlayacak.

“Önceden tam tıkalı kalp damarlarında, eğer hasta ameliyata uygunsa ameliyat ediyorduk  ama yaşlı ise çeşitli risk faktörleri varsa bunlarda çaresiz kalıyorduk.”

Ama bugün yeni gelişen kılavuz teknolojileri ile bu damarları başarılı bir şekilde açabiliyoruz. Bir damar tam tıkalı olsa bile,  teknolojinin nimetlerinden faydalanarak  o damarı  çeşitli malzemelerle  açabiliyoruz. Yine damar içini görüntüleyebiliyoruz. Eskiden rontgen vardı, sadece x ışınıyla kabaca vücuttaki organları, kemik yapıları akciğerleri falan değerlendirebiliyorduk. Bugün tomografi, MR var daha ileri safhasında kalp damarlarının içine biz ultrason yapıyoruz. Kalp damarının içine girerek yaklaşık bu bahsettiğim damarlar 2,5 mm 3 mm, çok iyi olanı 3,5 mm bir damar içerisine girerek damar içi ultrasonunu yaparak hastalığı ve sonrasındaki tedavi daha iyi yönlendirebiliyoruz hastalığı daha iyi yönetebiliyoruz.

Geçen yüzyılda insanoğlu belki 30-40.000 yıllık tarihinden daha fazla bilgi üretti Son on yılda 100 yılda ürettiğimiz bilgiyi ikiye katladı , hatta son altı ayda bile ürettiğimiz bilgi son on yıldakinden daha fazla. Gelişmeler  logaritmik bir şekilde artarak ilerliyor. Öğrendiklerimizi temel yaparak onun üzerine hızlıca daha güçlü bilgiler ekleyebiliyoruz. Dahiliyenin bir alt birimi olan  kardiyoloji, daha sonra bir branş olmuş, teknolojik gelişmeler ile   tanı koyabilme ve tedavi edebilme imkanlarını ortaya çıkmasıyla dahiliye den ayrılmış ve başlı başına bir anabilim dalı olmuştur

Atatürk Üniversitesini, Türkiye’yi kardiyoloji teknolojileri açısından değerlendirecek olursanız neler söylemek istersiniz?

Erzurum Atatürk Üniversitesi’ nde bu gelişmeleri Türkiye hatta Dünya ile aynı anda takip ediyoruz. Çünkü artık bilgiye ulaşmak çok kolay. Pandemi döneminde de gördük ki artık kongrelerimizi toplantılarımızı bile internet üzerinden online olarak yapıyoruz.

Eskiden  internetin çok yaygın olmadığı dönemlerde  bilgiye ulaşmak hakikaten zordu bir makale bulmak için kütüphaneye giderdik kütüphaneden dergileri bulurduk dergilerden bir makaleye ulaşmak saatlerimizi alırdı. Ulaşamadığımız da Tübitak’tan  yazı ile isterdik. Şu anda  oturduğunuz yerden binlerce makale tarayabiliyorsunuz. Bilgiye çok çabuk ulaşıyorsunuz, bu sayede  yeni teknolojileri,yeni gelişmeleri günlük olarak takip ediyorsunuz.

Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp fakültesi, Türkiye’nin en büyük hastanelerinden birisi. Türkiye’ in en büyük eğitim merkezlerinden biri,en çok yatak kapasitesine sahip olan hastanelerinden biri ve çevremizdeki illerde dahil bölgemizdeki hemen hemen her şehre hizmet sunuyoruz. Ağrı, Artvin, Erzincan, Bayburt, Bingöl, Van’ın bir çok yerinden gelen hastamız var.Bu kuruluşundan beri bu şekilde, bunun getirmiş olduğu bir sorumlulukla ,  arkadaşlarımızla birlikte yenilikleri takip ederek bölge insanına hizmeti veriyoruz. Girişimsel kardiyoloji hem de elektrofizyoloji alanında deneyimlerimiz ile bölge insanına hizmet ediyoruz. Kendi branşımızda ilgili tüm gelişmeleri kendimiz halka hizmet olarak da sunuyoruz. Bu bilgileri almak, gerektiğinde yeni teknolojilerin  eğitimini almak,  deneyim kazandıktan sonra gelip onu uygulamaya sokmak ki dediğim gibi biz girişimsel kardiyoloji olarak Atatürk Üniversitesi’nde 35 yıllık bir üniversitenin deneyimi var Hastanemizin girişimsel kardiyoloji deneyimi var ve kompleks işlerde dahil uzun yıllardır bölge halkına hizmet vermekteyiz.

Kardiyoloji de önümüzdeki 10 yıl 20  yıl sonrası için önümüzde beklediğiniz kardiyolojideki teknolojik gelişmeler neler olacaktır
Kardiyoloji  damarı  açmak için  taktığımız  stentlerin  daralması meselesinin ortadan kaldırılması, yeni teknoloji stantlar ile  bu işin üstesinden geldik. Daralma oranları epeyce azaldı. Yaklaşık 4-5 yıl önce  eriyen stent teknolojisi ortaya çıktı. Siz hastaya stendi takıyorsunuz, yaklaşık iki yıl içerisinde o stent eriyor, orada herhangi bir materyal kalmıyor, yani hem damara tedavi etmiş oluyorsunuz hem yabancı materyali ortadan kaldırmış oluyorsunuz. Fakat bu teknoloji  çok iyi sonuç vermedi, bu konuda daha çok gelişmenin olabileceğini düşünüyorum. Bu teknolojinin daha geliştirilerek hem vücutta bu işlemleri yaparken daralma olasılığını azaltacak bir yeni stant teknolojisi bekliyoruz. Bunun olacağını düşünüyoruz çünkü başladığımız yerden geldiğimiz noktada hakikaten baş döndürücü gelişmeler oldu.  Ben bunları anlatırken sanki açık kalp ameliyatı ihmal ediyoruz gibi oluyor. Hayır açık kalp ameliyatında, örneğin bypass ameliyatında kapak değişimi deplasmanı , bunlar rüştünü ispat etmiş tedavilerdir. Ancak tabi özellikle riskli hastalarda cerrahi haricinde de mutlaka hastaya seçenek sunulması gerekiyor. Bu yüzden de sadece aort kapağında değil önümüzdeki yıllarda diğer kalp kapaklarında ameliyatsız tedavilerin çıkacağını öngörüyoruz ki şu anda çalışmalar devam ediyor .

Herkese şu mesajı vermek isterim,  yeni teknolojiler ile hastalıkların  tedavi edilmesi önemli olduğunu konuşuyoruz.Ancak  hastalıkların önlenmesi  üzerinde de durmalıyız. Eğer siz hastalığı önlerseniz ki bunun içinde tabi sıfıra indiremiyorsunuz ama ciddi tedbirler alabilirsiniz.  Ancak koruyucu hekimlik hizmetleri, tedbir almak yani daha doğrusu hastalığın olmadan önlemek hastalığı tedavi etmekten daha kolay, aynı zamanda daha ucuzdur. Kardiyoloji  çok tipik bilinen risk faktörleri var mesela sigara içmek gibi, bunu azaltabiliriz.  Bunun için  egzersiz yapabiliriz, şekerimiz tansiyonunuz varsa bunları kontrol altına alıp daha dikkatli olabiliriz .

Önümüzdeki yıllarda çıkacak teknolojiler damar içine girerek bu aterosklerotik plakların hangisine kalp krizi yapıp yapmayacağımızı bize gösterecek ve biz bu hastalığa karşı daha iyi tedbir alacağız

Kardiyoloji de özellikle görüntüleme yöntemleri var.  Kalp kapalı bir kutu biz bu kutuyu dışardan görüntüleyebilmeye çalışıyoruz. Mesela kulağımızla dinleyerek görüntülüyoruz, röntgen ile  görüntülüyoruz , tomografi ile görüntülüyoruz , MR ile  görüntülüyoruz. İşte biraz önce anlattığım damar için ultrason yapıyoruz fizyolojik ölçümler yapabiliyoruz artık. Daha ilerleyen zamanlarda da kalp krizine yol açan sebepleri çözmek için örneğin  ateroskleroz bu kalp hastalığını krizini tetikliyor ama hepsi kalp krizini tetiklenmiyor . Önümüzdeki yıllarda çıkacak teknolojiler damar içine girerek bu aterosklerotik plakların hangisine kalp krizi yapıp yapmayacağımızı bize gösterecek ve biz bu hastalığa karşı daha iyi tedbir alacağız

Yine özellikle bu kalp krizi geçirenlerde  kalp durma olayını karşı çeşitli yerlerde örneğin havaalanlarında büyük çarşı market alışveriş merkezlerinde kalabalıkların olduğu meydanlarda otomatik defibrilatör cihazları biliyorsunuz bulunduruluyor.  Toplumun da  eğitilmesi ile beraber kalp krizine belki daha erken müdahale edilebilecek. Benim ilgi duyduğum bir alan var bu sensör teknolojileri. Yine önümüzdeki yıllarda özellikle kalp hastası olanlarda yani kalp hastalığı riskini taşıyanlarda hastalara belki bir cihaz şeklinde implant edilebilir, belki bir kol saati gibi hastanın üzerinde taşıyabileceği çeşitli sensörlerle kalp krizinin bir nevi erken uyarı sistemi yerleştirilecek hastaya kalp krizi daha başlamadan hastayı hastaneye yönlendirecek ve biz tedbirini alacağız.  Tanısal yöntemleri konuşurken arkadaşlar arasında diyoruz ki damardan serum verir gibi nanopartikülleri vereceğiz hastanın kolundan, bunlarla partiküller gidip kalp içerisinde bizim elimiz ayağımız olacaklar.  Tanı koymamıza daha iyi yardımcı olacaklar, belki tedavi etmemize yardımcı olacaklar. Bunların partiküllerle kalp damarına stent takmak yerine oradaki aterosklerotik plakları ortadan kaldırıp daha etkili bir tedavi yöntemi geliştirecağız. Kardiyolojinin geleceği bütün branşlarda olduğu gibi baş döndürücü gelişmeler devam ediyor.

Teknoloji tabi teknoloji çağındayız bilgi çağındayız hızla ilerliyor. Teknolojiye güveneceğiz teknoloji bize yardımcı oluyor.  Kardiyoloji de tanı ve tedavinin bu noktaya gelmemizde tartışmasız  en büyük etki teknoloji sayesinde. Ancak bir hastalığın olmadan ortadan kaldırmak olduktan sonra olmadan önlemek hastalık olduktan sonra tedavi etmekten daha kolay hastalık olduktan sonra tedavi etmesi zorluklar taşıyan bir durum

Prof. Dr. Serdar Sevimli
Atatürk Üniversitesi   Kardiyoloji